Fabılın Kaynağı

🔊

Eski Hint ve Akdeniz kültürlerinde birbirlerinden bağımsız ortaya çıkan fabıl türünün kaynağı çok eskiye dayanır. Batıda ilk fabıl yazarı olarak Frikyalı Aisopos (Ezop) gösterilir. Ezop’un MÖ 620-650 yılları arasıda yaşadığı ve baskıcı bir yönetim yüzünden düşüncelerini küçük hayvan hikâyeleri ile anlattığı söylenmektedir. Fakat eski Yunanlı Şair Hesiodos’un (MÖ 8. yüzyıl) Atmaca ile Bülbül, yine MÖ 7. yüzyılın savaşçı şairi Arkhilokhos’un benzer bu türde masalları günümüze ulaşmıştır.  Aisopos’un (Ezop) ilk derlemesini Pheronlu Demetrius yapmıştır. Ploton’dan aktarıldığına göre, Demetrius 100 Ezop masalını yalın dil ile yazmış, yayınlamıştır. Daha sonra bu masallar Belagat Okulunda bir çeşit dil alıştırması olarak ele alınmış, vezne sokulmuş hatta Socrates bile bu masalları vezne sokmayı denemiştir. Ezop gibi köle olan Phaedrus (Doğumu MÖ 1-15) söylemeye cesaret edemediği kişisel duygularını Ezop’un masallarını manzum şekilde Latinceye aktararak yeni bir biçim oluşturmuştur. Daha sonraları Aviaus, Planudes adlı şairler Ezop masallarıyla ilgilenmişlerdir.

La Fontaine Ezop’un ve Beydaba’nın Latinceye çevrilmiş eserlerinden ve yine kendisinden önce yaşamış, Phaedrus, Planudes, Edmund Spenser gibi şairlerden yararlanarak Fabıl türünde usta eserler meydana getirmiştir.

Rus yazar İvan Andreyeviç bu alanda güzel örnekler vermiştir. 19. yüzyılda çocuk edebiyatının gelişmesi ile fabıl türü yeni bir okur kitlesine ulaşmış, Levis Caroll, Kenneth Grahme, Rudyard Kipling, Hilaire Belloc, Joel Chandler Haris, Beatrix Potter gibi yazarlar bu türde güzel örnekler sunmuşlardır.

Doğuda ilk fabıl örneklerine eski Hint edebiyatında MÖ 200 yıllarında Pançatantra masallarında rastlamak mümkündür. Ancak çok daha sonraki yüzyıllarda (MS 100-150) ortaya çıkan bu eserin yazarının kim olduğu ve hangi yıllar arasında yaşadığı henüz bilinmemektedir. Bu türün diğer örneği ise MS 300 yılında Beydaba tarafından meydana getirilmiştir. Beydaba, Kelile ve Dinme adlı eserini Debşelem adlı Hint hükümdarı zamanında yazmış ve ona sunmuştur.

Fars edebiyatında 8-14. yüzyılda yaşamış ve toplumsal eleştirileriyle ilgili eserler kaleme almış olan ünlü mizahçı Ubeyd-i Zakanî ve 11-16. yüzyılda hayatını sürdürmüş olan Muhammed Bakîr Meclisî’nin Fare ile Kedi (Muş-u Gurbe) adlı eserleri vardır. Sâdî’nin Gülistan ve Bostan adlı eserlerinde hayvan hikâyelerini anlatan bir çok örnek mevcuttur.

Fabıl türünün farklı bir yaklaşım ve amaçla kullanıldığı bazı klasiklerden de söz etmek gerekmektedir. Gazalî’ye ait olduğu ihtilaflı olan Risaletü’t-tayr adlı eser ile başlayan ve Feridüddîn Atar’ın Mantıku’t-tayr eseri ile devam eden tasavvufî amaçlı bu eserlerde vahdeti vücud felsefesi, alegorik bir tarzda anlatılır. Türk edebiyatında bu tarzda bir çok eser verilmiştir. Konuları Mantıku’t-tayr ile aynı olmakla birlikte, farklı hikâyeler kullanarak Feridüddîn Attar’ın Mantıku’t-tayr’ının tercümesi olan Gülşenî’nin Gülşenname’si, Ali Şir Nevaî’nin Lisanu’t-tayr’ı, Mehmed Arif’in Ravzatu’tevhid’i, Zaifî’nin Gülşen-i Simurg’u, Fedaî Dedenin Mantıkı’l-esrarı, Şemseddin Sivasî’nin Deh-Murg’u bu tarz eserlerdir. Günay Kut Deh-Murg’un konusunun farklı olduğunu söylemektedir. Diğer eserler genelde tasavvufun çetin, meşakkatli yolculuğu, kuşların konuşturulması ve sembolize edilmesi şeklinde anlatılmıştır. Türk Edebiyatında Fabıl türüne örnek olabilecek bir çok hikaye yazmasına rağmen, Güvahî’den pek bahsedilmemektedir. Güvahî’nin pendnâmesinde: Kurbağa-akrep, tilki ile aslan, ağustos böceği ile karınca, iki kaz ile bir kurbağa, keçi ile koyun, aslan ile oduncu hikâyeleri bulunmaktadır. Bunlar aruzun Mefâîlün, Mefâîlün, feulün kalıbında yazılmıştır. Hengirmen Ezop’a ait Ağustosböceği ile karınca hikâyesinin kaynağının Tevrat’a kadar uzandığını belirtmektedir.

error: