Homeros 2

Homeros

Doğunun bütün şarkılarında bülbülün güle olan aşkı yankılanır. Bu kanatlı şarkıcı, sessiz, yıldızlarla pırıl pırıl gecelerde, bu kokular saçan çiçeğe, bir serenat söyler.
İzmir yakınlarında tüccarların uzun boyunlarını gururla yukarı kaldıran develerini ulu çınarlar altından ağır ağır sürdüğü kutsal topraklar …

Devamnı Oku →

Gül Perisi Masalı

Bir bahçenin ortasında üstü baştanbaşa güllerle dolu bir gül fidanı büyüyordu. Bu güllerin en güzeli içinde de bir peri oturuyordu. O kadar küçük, minnacık bir şeydi ki bu peri, hiçbir insan gözü onu fark edemezdi… Her gül yaprağının ardında bir …

Devamnı Oku →

Kar Tanesi

Bir varmış, bir yokmuş. Eski çağlarda, kuzey ülkelerinden birinde, ormanlar içindeki küçük bir köyde, Daniel adında bir çiftçi ve Anna adındaki karısı yaşıyorlarmış. Artık genç sayılmayacak yaşa gelmiş oldukları halde, Daniel ve Anna’nın çocukları yokmuş. Halleri vakitleri yerinde olduğundan, çocuksuz …

Devamnı Oku →

Tekir ile Çomar’ın Hikayesi

Sokak kapısı açıldığında Tekir, kapının yanındaydı. Fırsatı kaçırmayıp derhal dışarıya fırladı. Kendisini gören olmamıştı herhalde… Hemen köşeyi dönerek arka bahçeye doğru yöneldi. Onun kaçışını gören olmadığına bakılırsa artık koşmasına gerek yoktu; durakladı. Derince bir nefes alarak çevresini kokladı, tertemiz soğuk …

Devamnı Oku →

Katı Yürekli Zengin Masalı

Günlerden bir gün, güzel bir ilkbahar sabahında, henüz kimsecikler yatağında doğrulmamışken, kuşlar o dal senin bu dal benim uçuşmaya başlamışlar bile. Yeni yeşermiş ağaçlar rengarenk çiçekleriyle yeryüzüne yeni bir hayat sunuyorlarmış. Önce gök aydınlanmış, sonra güneş hafifçe başını çıkarmış saklandığı …

Devamnı Oku →

Sedef Bacı Masalı

Benim adım Kamber. Minareden uzun mumbar yedim, içtim doymadım Harda, hurda, şurada, burada, tarla, bağda; yedim, içtim, doymadım Aman bacı, kaldır sacı, yağlı bazlamacı yedim, içtim, doymadım Dere gibi hoşaflar, tepe gibi pilavlar, ambar ambar yulaflar yedim, içtim doymadım Denizi …

Devamnı Oku →

İhtiyar Kaplumbağa Dede masalı

Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, uzak ülkelerin birinde yemyeşil bir orman varmış. Bu ormanın halkı o kadar mutlularmış ki bu mutluluklarının gün gelip de bitmesinden çok korkuyorlarmış.

Günlerden bir gün, ormanda çok şiddetli bir rüzgar …

Devamnı Oku →

Sihirli Tavşan Masalı

Masal masal matitas… Kalaylandı bakır tas… çukura düştü çıkamaz… Pır pır eder uçamaz.
Var varanın, sür sürenin, destursuz bağa girenin, hâli yaman demişler… Masaldır bunun adı… Söylemekle çıkar tadı… Her kim dinlemezse bunu, hakkından gelsin kambur dadı…
Bir varmış, bir …

Devamnı Oku →

Üç Turunçlar

Varmış, yokmuş Allah’ın kulu çokmuş. Çok söylemesi günah, söyleneni dinlememek çok ayıpmış.

Vaktin birinde, bir memleketin bir Pâdişahı varmış. Pâdişahın da bir tanecik oğlu varmış. Günlerden bir gün bu şehzade balkona çıkmış. Balkondan şehrin orta yerindeki pınar görünürmüş. Şehzade balkondan …

Devamnı Oku →

Peri Kızı

Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde bir köylü kadını varmış. Her gün bu kadının evinin önünden geçen bir delikanlı, kadının sokağa bir tas süt döktüğünü görür, merak edermiş.

Delikanlı bir gün gene oradan geçerken köylü kadının …

Devamnı Oku →

Kırkıncı Oda

Bir varmış, bir yokmuş… Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, büyük bir orman kenarında, küçük bir kulübede bir aile oturuyormuş. Erkek, balta girmemiş ormandan odun keserek uzak şehirlere götürüp satar, böylece ailesine bakarmış. Kadın da, ormandaki çağlayandan eve su taşır, …

Devamnı Oku →
error: