Zümrüd-ü Anka Kuşu


Zümrüd-ü Anka Kuşu Türk mitolojilerinde Tuğrul kuşu olarak geçmektedir. Diğer isimleri PhoenixSimurg ve Kaknus olarak bilinmektedir. Anka kuşunun özelliği göz yaşlarının şifalı olması ve ölüp kül olduktan sonra tekrar kendi küllerinden dirilmesidir.

Genellikle masallarda,filmlerde,şarkılarda göz önünde bulundurulan Anka kuşu anlamı (Simurg) bir dönemin tekrar doğuşu, var oluşu, dirilişi olarak sembolize edilirken aslında sabır eden ve emek veren herkes kendi Simurg’unu kendi Anka Kuşunu yaratmış oluyor.

Çok uzun ömürlü olduğu söylenen bu kuş, herkesin göremeyeceği, görenlerin ise mutluluğun en tepesine çıkabileceği söylentileri sürekli söylenmektedir. Farklı kültürlerde farklı hemen hemen aynı yorumlanmaktadır. Bir rivayete göre kuşların hükümdarı, kuşların atası olduğu söylenir.

Anka Kuşu, Bilgi ağacı dallarında yaşamakta olup, her şeyi bilirmiş.

ANKA KUŞU EFSANESİ

Anka kuşu anlamı, Kaf dağının tepesinde yaşamakta olduğu söylenmektedir. Kaf dağına gitmek için ise Yedi Dipsiz Vadi aşmak gerekiyormuş, bunlar Aşk, Tevhid, İstisna, İstek, Marifet, Yokluk ve Hayret vadileridir. Hepsi birbirinden zor birbirinden çetin vadilermiş.

Bu kadar efsanevi bir kuşun dilden dile dolaşması bu kadar anlatılmasının sebebi tabikide efsanevi bir şey olduğu değil gerçeği yansıttığı için söyleniyor olmasıdır. Neredeyse bütün kuşların göç edip, hepsininde Aşk, Tevhid, İstisna, İstek, Marifet, Yokluk ve Hayret vadilerinde kapıldıkları hevesler yüzüne kaybettiğidir. Sadece Anka kuşu tüm sabır ve emekleriyle Kaf Dağında yaşamaktadır.

Anka Kuşu

Her birimiz Anka kuşunu örnek almadıkça bataklığımızda, olduğumuz yerde, sınırlarımızdan ve kafeslerimizden kurtulamayacağız. Beklemekten ve her şeyden vazgeçen Anka kuşunun bu denli efsanevi bir hikayesi, az da olsa bizlere ilham kaynağı kesinlikle olmalı.

Kuşların Yolculuğu

Kuşlar, hep birlikte göğe doğru uçmaya başlamışlar. İsteği ve sebatı az olanlar, dünyevi şeylere takılanlar yolda birer birer dökülmüşler. Yorulanlar ve düşenler olmuş. Önce ‘Aşk Denizi’nden geçmişler sonra ‘Ayrılık Vadisi’nden’ uçmuşlar. ‘Hırs Ovası’nı aşıp, ‘Kıskançlık Gölü’ne’ sapmışlar. Kuşların kimisi ‘Aşk Denizi’ne’ dalmış, kimisi ‘Ayrılık Vadisi’nde’ kopmuş sürüden. Kimi hırslanıp düşmüş ovaya, kimi kıskanıp batmış göle.

Önce Bülbül geri dönmüş, güle olan aşkını hatırlayıp; Papağan o güzelim tüylerini bahane etmiş; (oysa tüyleri yüzünden kafese kapatılırmış) Kartal yükseklerdeki krallığını bırakamamış; Baykuş yıkıntılarını; Balıkçıl kuşu bataklığını özlemiş…

Ve nihayet beş vadiden geçtikten sonra gelen Altıncı Vadi ‘Şaşkınlık’ ve sonuncusu Yedinci Vadi olan ‘Yokoluş Vadisi’nde’ bütün kuşlar umutlarını yitirmiş. Kaf Dağı’na vardıklarında geriye sadece otuz kuş kalmış. Simurg’un yuvasını bulunca öğrenmişler ki ‘Simurg – otuz kuş’ demekmiş. Onların her biri birer Simurg’muş. 30 kuş anlar ki aradıkları kendileridir ve gerçek yolculuk, kendine yapılan yolculuktur.

Simurg kuşu

Simurg kuşu uçuşa kalktığında, bilgi ağacının yaprakları titrer her bitkinin tohumlarının dökülmesine neden olurdu. Bu tohumlar dünyanın her yanına dağılır gelmiş geçmiş her bitki çeşidinin kök almasını sağlar ve böylece de (bu bitkiler yoluyla) insanoğlunun tüm hastalıklarını tedavi ederler. Simurg’un tüylerinin bakır renginde olduğu söylenmiştir. Her ne kadar başlarda bir köpek-kuş olarak tasvir edilse de, daha sonraları sıklıkla bir insan veya köpeğin başıyla gösterilmiştir. Onun iyiliksever bir doğası olduğu ve kanatlarının bir dokunuşunun her türlü hastalık veya yarayı tedavi edeceğine inanılırdı.

İlgili Yazılar


Nosy Fox
352 Kez Okundu
25 Eylül 2019 - 6:59