Bir varmış, bir yokmuş. Ülkenin birinde bir kral yaşarmış. Bu kralın onbir oğlu bir de kızı varmış. Bir gün kralın karısı ölmüş. Kral ve çocuklar Kraliçe’nin ölümüne son derece üzülmüşler.
Gel zaman git zaman kral yeniden evlenmiş. Kralın yeni eşi …
Bir varmış, bir yokmuş. Ülkenin birinde bir kral yaşarmış. Bu kralın onbir oğlu bir de kızı varmış. Bir gün kralın karısı ölmüş. Kral ve çocuklar Kraliçe’nin ölümüne son derece üzülmüşler.
Gel zaman git zaman kral yeniden evlenmiş. Kralın yeni eşi …
Masallar, halk dilinde anlatılarak oluşan sözlü edebiyat ürünüdür. Bir yazar tarafından sonradan yazıya geçirilmiştir.
Masallarda olaylar tamamen hayal ürünüdür. Yer ve zaman belli değildir. Kahramanlar insan üstü özellikler gösterir. İyiler hep iyi, kötüler hep kötüdür. İyiler ödüllendirilir, kötüler …
Bir zamanlar genç bir terzi yaşarmış. Bir dikiş makinesi ve küçücük bir dükkânı varmış. Sabahlara kadar uğraşıp didinir ama pek az para kazanırmış. Çok soğuk bir kış gecesi dükkanı kapatırken elektrik sobasını açık unutmuş ve çıkan yangın onun felaketi olmuş. …
Bir varmış, bir yokmuş. Bir masal ülkesinde Gülyüz derler, gül yüzlü, güler yüzlü bir kız varmış. Gülyüz, bir padişah kızıymış. Bir gün gergefini kurmuş, nakış üstüne nakış işliyormuş has bahçede derken, görülmemiş güzellikte, gerdanı kınalı, gözleri zümrüt, gagası mercan bir …
İnsanoğlu var olduğundan beri masallar ve hikayeler toplumları eğiten temel unsurlardan biri olarak faaliyet göstermiştir. İnsanoğlu, yaşam tecrübelerini, yaşamdaki problemlere karşı çözümlerini, hayattan beklentilerini, masallarda yer alan karakterler aracılığıyla anlatmış, asırlardır bu yolla çocukluktan yetişkinliğe kadar eğitimde masallar kullanılmıştır.
Sözlü …
Tibet munçağının Hani adında bir papağanı vardı. Munçak, Hani’yi satmak istiyordu fakat kimse Hani’yi almaya yanaşmıyordu. İşte, az önce tavşanın biri Hani’yi satın almak istemiş ama Hani olur olmaz yerde söze karışarak bu satışı engellemişti. Tavşan gittikten sonra, onların arasında …
Bir zamanlar, fakir bir saka, o sakanın da bir eşeği vardı. Zayıf zavallı bir eşekti, sırtında yüzlerce yara vardı.
Değil arpa ot bile bulamıyordu.
Padişahın atlarının bakıcısı bu sakayı tanıyordu. Onunla eskilere dayanan bir ahbaplığı vardı.
Bir gün sakaya rastladı:…
Bir zamanlar, uzak bir ülkede yemyeşil bir orman varmış. Bu ormanda, dost canlısı, fare, kaplumbağa, karga ve ceylan bir arada mutlu mesut yaşarlarmış. Kimselerin varamadığı bu ormanda, her gün gönüllerince eğleniyorlarmış. Günlerden bir gün, ceylan derenin kenarında seke seke oynuyor, …
Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, develer çalgıcı, pireler yorgancı iken. Bereketli topraklara sahip bir ülkenin iyi kalpli ve cesur bir pâdişahı varmış. Bu ülkede varlar var, yok yok imiş. Her şeyin en güzelini bulmak hiç …
Bir varmış, bir yokmuş… Evvel zaman içinde, kalbur zaman içinde… Develer tellallık eder eski hamam içinde…Hamamcının tası yok. külhancının baltası yok…Arap bacı hamama gider, koltuğunda bohçası yok…Handadır handa, yetmiş iki deli ile bir manda. Yedik, içtik, dişimizin dibi et yüzü …